Türk Aydınlanma Çağı ve İçtihad Dergisi

Cumhuriyet devri ideolojisinin kaynağı kabul edilen Türk Aydınlanma Çağı’nda (1890-1914) bir kültür devrimi yapılmaya çalışılmıştır. Türk devriminin mimarı olan aydın subaylar ve tıbbiyeliler, bu dönemde tartışılan Batılılaşma fikirlerinin eşliğinde yetişmişler; böylece ihtilali kaçınılmaz kılmışlardır.

Türk Aydınlanma Çağı’nın önemli isimlerinden başında Dr. Abdullah Cevdet gelmektedir. Abdullah Cevdet, “Garpçılar” adını alan grupta yer almaktadır ve 1904 yılında Garpçılar’ı çevresine toplayan “İçtihad” dergisini çıkarmaya başlamıştır. Garpçılık hareketinin temel düşünceleri şunlardır:

Din, halkın anladığı biçimde alındığı takdirde, bir takım hurafelere, İsrailiyyat denilen hikayelere körü körüne inanmak ister. Garpçılar’a göre, bu şekilde yorumlanan bir İslamiyet, çağdaş medeniyeti benimsemeye engeldir. Onlara göre, seçkinlerin dini ahlaktır, namaz ve niyazla Müslüman olunmaz. Onlar, hurafelerden arınmış “ilmi bir İslamiyet” önerisinde bulunurlar. Modern ilme inanan Müslüman, bilgisiz bir Müslümandan yüz kere daha Müslümandır.

Garpçılar’ın öteki görüşlerinden biri de şudur; İslam dini, 7. yüzyılda her şeyden önce Arabistan’da Arap toplumu için kurallar getirmiş olup, 20. yüzyılda bunlar ileri bir toplum ve yaşam tarzı için yeterli değildir. Selametin yolu, güçlü olmak, zengin olmak, ilim ve kültür sahibi olmakla mümkündür. Ekonomik refahı sağlayamayan bir toplum için günümüzde hayat hakkı yoktur. Garpçılar’a göre bize kadar gelen İslamiyet, modern uygarlığa ayak uyduramaz. Yeni bir ahlak, geleneksel İslamiyet’in yerini alacaktır. Başka deyişle Batı’daki Protestanlık gibi İslamiyet’te de köklü bir reform gerekmektedir. Garpçılar’a göre, bu dünya öteki dünyadan daha önemlidir. Bu dünya, öteki dünyaya hazırlık için bir geçit değildir.

1908’den önce Abdülhamid döneminde, II. Meşrutiyet (1908) ve Balkan Savaşı’ndan (1912) sonra ve nihayet 1923’te Cumhuriyet’in ilanını izleyen dönemde, İslam ve çağdaşlaşma hakkında gittikçe daha aşırı fikir akımları ve ayrılıklar ortaya çıkmıştır. İttihad ve Terakki Hükümeti, dine karşı aşırı görüşleri dolayısıyla I. Dünya Savaşı sırasında Garpçılar’ın yayın organı olan İçtihad’ı kapattı. 1918-1922 arasında Garpçılar’ın etkisi çok sınırlı kaldı. Ulema, Garpçılar’ın peygamberi ve İslamiyet’i hedef alan düşüncelerine karşı şiddetli bir tepki göstermekteydi. Öyle ki, Mekke şerifi Hüseyin, isyan hareketini haklı göstermek için İçtihad dergisinin İslam’a karşı tutumunu ileri sürecektir. Onlara göre, din bireyin bir vicdan işidir.

Ş. Hanioğlu’na göre, Garpçılar’ın fikir ve tasarıları, Atatürk’ün din ve toplum üzerindeki Cumhuriyet dönemi siyasetine yön vermiştir. Garpçılar’ın aşırı kanadında bulunan Kılıçzade Hakkı’nın “Garplılaşma Planı”, Atatürk tarafından TBMM’den geçirilen kanunlarla Cumhuriyet’e mal edilmiştir. (Kılıçzade’nin kendisi TBMM’nin bir üyesiydi.) Kılıçzade, Atatürk’ten önce Latin alfabesinin alınmasını, kılık-kıyafette Batılı insan gibi giyinilmesini, fes yerine şapkanın kabulünü, tesettürün bırakılmasını, medreselerin kaldırılmasını önermiştir.

Aydınlar tarafından çokça aranılan ve okunan bir dergi olan İçtihad, 1932’de Hüseyin Cahit Yalçın’ın ölümü ile kesin olarak kapanmıştır. Derginin ev sahipliğini yaptığı pek çok düşünce, Atatürk ideolojisinin konusu olmuş; serbest düşünce ve ilim bu ideolojide merkezi bir yer kazanmıştır.


Kaynakça:
H. İnalcık, Doğu Batı (Ankara: Doğu Batı Yayınları, 2005) s.364-365

Yorum Yapın

Your email address will not be published.