Kıbrıs Barış Harekatı

1571 yılında Osmanlı Devleti‘nin hakimiyeti altına alınan Kıbrıs adasına, fetihten sonra Konya ve Karaman çevresindeki Türkler yerleştirilerek burada bir Türk nüfusu oluşturuldu.

93 Rus Harbi‘nden sonra imzalanan 1878 tarihli Ayastefanos Antlaşması sonucu Rusya‘nın sağladığı üstünlüğü dengelemek isteyen Osmanlı Devleti, antlaşma uyarınca verilen Ardahan ve Batum‘u geri almak için Birleşik Krallık‘tan yardım istedi. Bunun üzerine Kıbrıs adası, bu yardıma karşılık olarak İngilizler‘e yaklaşık olarak yıllık 92.000 altına kiralandı. Ancak I. Dünya Savaşı‘nın çıkmasıyla 19. yy‘a kadar Osmanlı idaresinde kalan ada, Osmanlı Devleti’nin savaştan yenilgiyle çıkmasından sonra İngiliz yönetimine geçti ve Birleşik Krallık sömürgelerinden biri haline geldi.

Adada Türkler ile birarada yaşayan Rumlar, bu tarihten sonra “Enosis” (adanın Yunanistan’a bağlanması) hayalleri kurmaya başladı. Böylece 1930‘lu yılların başından itibaren, Rumlar arasında kilisenin de desteğiyle İngiliz idaresine karşı ayaklanmalar baş gösterdi.

1950 yılında Rum kilisesi Enosis için sadece Rum halkının katıldığı bir referandum düzenledi. Bu olay hem Kıbrıs Türkleri arasında hem de Türkiye Türkleri arasında büyük bir tepkiyle karşılandı. Sokaklarda yürüyüşler yapan Türkler, “Kıbrıs Türktür, Türk kalacak!” sloganları atıyordu.

EOKA

1954‘te Yunanistan, Birleşmiş Milletler‘e başvurarak “Kıbrıs Rumları kendi kaderini belirlemeli” dedi, ancak bu talep reddedildi. Bu noktadan sonra Kıbrıs Rumları artık Enosis‘i gerçekleştirmek uğruna silahlanmaya karar vererek 1955 yılında General Grivas ile Başpiskopos III. Makarios önderliğinde “EOKA” adında silahlı bir terör örgütü kurdular ve silahlı eylemlere başladılar. Amaçları öncelikle İngiliz idaresinden kurtulmak, sonrasında ise adayı Türkler’den arındırmaktı. Buna karşılık Türkler de silahanarak 1958 yılında “Türk Mukavemet Teşkilatı“nı kurdular ve “Taksim” (Kıbrıs’ın Türkiye’ye katılması) isteminde bulunmaya başladılar.

Türk Mukavemet Teşkilatı

1959 yılına gelinceye kadar çatışmalar şiddetini giderek arttırdı. 1959-1960 yıllarında tarafların katılımıyla Zürih ve Londra Antlaşmaları imzalandı. Antlaşma uyarınca Kıbrıs bağımsız bir ülke olacak ve adada yer alan iki milletin ortak egemenliği ve idaresinde bulunacaktı. Böylece 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu.

Yeni kurulan bağımsız devletin ilk cumhurbaşkanı Makarios olurken, yardımcısı Fazıl Küçük oldu. Ancak kısa bir süre sonra Makarios anayasanın Türkler‘e haddinden fazla hak tanıdığını söyleyerek 13 maddede değişiklik yapmak istedi. Talebi reddedilince 1960 antlaşmalarını geçersiz saydığını ilan ederek Türk milletvekillerini meclise almadı. Hemen sonra “Aktiras Planı” devreye sokularak 1963‘te Türkler‘e karşı etnik temizlik başlatıldı.

EOKA‘cıların baskınları ve sivilleri hedef alan toplu katliamları korkunç boyutlara ulaştı. 21 Aralık 1963‘te başlayan ve Kanlı Noel Olayı adı verilen yaklaşık 400 Türk‘ün öldüğü bu katliamlar uluslararası medyada yer aldıysa da dünya bu vahşete seyirci kaldı. Bunun üzerine Türk uçakları ihtar uçuşları yaptı, geçici bir ateşkes sağlansa da EOKA eylemlerini köylere kaydırdı. Burada yapılan katliamların boyutu yıllar sonra açılan toplu mezarlardan anlaşıldı.

Kıbrıs’ta toplu mezarı.

1964 yılında sayıları 500‘ü bulan ve Türkiye‘de üniversite eğitimi alan Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs‘ın Erenköy adı verilen ve Türkiye ile en önemli bağlantının sağlandığı sahil noktasına yanlarına silahlarını alarak çıktılar. Bu hareketliliği fark eden Rumlar ile aralarında şiddetli çatışmalar çıktı. Buradaki Türkler‘den Ankara‘ya önemli bir telgraf çekildi; “Gelirseniz kurtuluruz, gelmezseniz canınız sağolsun!” Bunun üzerine 64 Türk uçağı bombardıman yaparak Rumlar‘ın geri çekilmesini sağladı. 10 Ağustos günü ateşkes imzalandı. 8 Ağustos günü uyarı uçuşu yapan Türk pilot yüzbaşı Cengiz Topel, uçağı vurulunca paraşütle atladı. Ancak Rumlar tarafından esir alındıktan sonra vahşice işkenceye uğrayarak şehit oldu.

Erenköy Direnişi devam ederken adanın kalanında baskı ve zulüm devam ediyordu. 103 Türk köyü yakılıp yıkıldı, on binlerce Türk göç etti. Pek çok Türk Kızılay‘ın yardımıyla hayatta kaldı.

15 Temmuz 1974 tarihinde Enosisçi Yunan subaylar tarafından desteklenen Ulusal Muhafız Örgütü Makarios‘a karşı bir darbe yaptı. EOKA önderi Nikos Sampson başa geçerek “Kıbrıs Helen Cumhuriyeti“ni ilan etti. Darbe sırasında EOKA, 2000 Rum‘u katletti. Bu tehlikeyi daha önce sezen Rauf Denktaş durumu Ankara‘ya bildirmişti, Ankara hazırlıklıydı. Başbakan Bülent Ecevit önce Londra‘ya giderek Garantörlük Antlaşması‘nı hatırlatarak İngiltere‘ye ortak müdahale çağrısı yaptı. Ancak buradan bir sonuç çıkmayınca Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan, Ecevit‘in talimatıyla Milli Güvenlik Kurulu‘nu toplayarak harekatı görüştü.

Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan

20 Temmuz 1974 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs‘a çıktı. Büyük gizlilik içinde yapılan harekat planının haberini Rauf Denktaş bir önceki gece almış ve çıkarmanın haberini Bayrak Radyosu‘ndan şu şekilde yapmıştır;

“Türk Silahlı Kuvvetleri şu dakikadan itibaren adanın çeşitli yerlerine çıkmaya ve inmeye başlamıştır. Harekat, bağımsızlığımızın garantisi olarak 1960 anlaşmalarının Anavatanımız Türkiye’ye vermiş olduğu meşru hak ve yetkilere dayanmaktadır. Bu bir ihtilal değildir. Kıbrıs’ın bağımsızlığını, ülke bütünlüğünü ve güvenliğini yeniden kurmak için girilmiş ve sadece bu gayeyi güden sınırlı bir polis harekatıdır… Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün koruyucusu olarak kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ni aziz vatan topraklarında kucaklamanın, bir asırlık hasreti gidermenin sevinci ve mutluluğu içindeyiz.”

Barış Harekatı, Türk paraşütçüler.

Denktaş‘ın saat 05:00‘da yaptığı bu açıklamadan sonra herkes büyük ve heyecan içinde bekleyip hiçbir hareket göremeyince ortalıkta endişe ve korku baş gösterdi. Sonradan anlaşıldı ki aradaki bir saatlik farktan ötürü Türk kuvvetleri saat 06:00 civarında adaya çıkmaya başlamıştı. Böylece Kıbrıs semaları Türk paraşütçülerle doldu. Harekatın ilk günü denizden çıkarma ve havadan indirmelerle Girne bölgesi kontrol altına alındı. Adanın çeşitli noktalarından çıkarma yapan Türk kuvvetleri, Beşparmak Dağları‘nı aşarak birleşecekti. Ancak bu dağlarda sığınaklar ve mevziler kurmuş olan Rumlar ile şiddetli çarpışmalar yaşandı. Burada Türk Jetleri‘nin devreye girmesiyle karadaki ilerleyen kuvvetler bir nebze rahatladı. Türk askeri güvenliği sağlanan köylerde büyük sevinçle karşılandı. 22 Temmuz 1974 tarihinde ateşkes ilan edildi. Bu sırada Kıbrıs‘ta Sampson, Yunanistan‘da askeri cunta devrildi.

Ateşkesin ilanıyla Cenevre Görüşmeleri başladı. I. Cenevre Konferansı sırasında Rumlar ateşkese uymadığı gibi bu konferansta alınan kararlarıda uygulamadıkları için, II. Cenevre Konferansı Türk taraflarınca terk edildi. Buradan bir sonuç alınamadığı için 14 Ağustos 1974 tarihinde, Cenevre‘de bulunan Dışişleri Bakanı Turan Güneş ,”Ayşe Tatile Çıksın” parolasını Başbakan Bülent Ecevit‘e iletti ve II. Barış Harekatı başlatıldı.

Barış Harekatı, Türk Kuvvetleri

I. Cenevre Konferansı sonrasında Birleşmiş Milletler, adada huzuru sağlamak adına tarafsız bir “Barış Gücü” bulundurmasına karar verdi. Ancak bu Barış Gücü keşif helikopterleri ile Türk kuvvetlerinin yerini belirleyerek Rumlar‘a bu bilgileri verdi ve Rumlar‘ın Türk Silahlı Kuvvetleri‘ne ağır bir darbe vurmasına neden oldu.

İkinci Barış Harekatı‘nın üçüncü günü sonunda Türk Ordusu adanın %38‘ini ele geçirdi ve hedeflenen MagosaLefke hattına ulaşarak harekatı sonlandırdı. Ateşkesten sonra kesin sınırlar çizilmedi ve Türk kuvvetleri ile Rum kuvvetleri arasındaki ara bölgeler Birleşmiş Milletler Barış Gücü‘ne bırakıldı. Rum kuvvetleri çekilirken geçtikleri Türk köylerini yakarak silahsız insanları katletmeye devam etti.

İkinci Barış Harekatı, dünya kamuoyunda kötü bir izlenim bıraktı ve işgal olarak nitelendirildi. Uluslarası alanda bir uzlaşmaya varılamaması üzerine 13 Şubat 1975‘te Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. 15 Kasım 1983‘de Kıbrıs Türk Federe Devleti meclisi kendi kaderini tayin hakkını kullanarak, oybirliği ile aldığı bir kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘ni ilan ederek bağımsızlığını dünyaya duyurdu.

Kıbrıs Harekâtı sonunda;

Türk Silahlı Kuvvetleri‘nden 415 kara, 65 deniz, 5 hava, 13 jandarma olmak üzere toplam 498 can kaybı ve 1.200 yaralı; Kıbrıs Türk tarafında, 70 gönüllü asker ölü, 270 sivil ölü, 1.000 yaralı; Rum-Yunan tarafında yaklaşık 4 bin can kaybı, 12 bin yaralı verilmiştir.

Savaşta yer almamasına rağmen BM Barış Gücü askerleri de kayıp vermiş; 3 Avusturyalı asker ölmüş, 24 Avusturyalı, 17 Finlandiyalı, 4 İngiliz ve 3 Kanadalı asker de yaralanmıştır.

Yorum Yapın

Your email address will not be published.