Karamanlılar – Ortodoks Türkler

Karamanlılar, ağırlıklı olarak Konya’dan Ankara’ya, Karaman ve Kayseri’yi içine alacak şekilde İç Anadolu Bölgesi’nde yaşayan ve yaşadıkları coğrafya dolayısıyla bu ismi alan Ortodoks Türk halkıdır.

Köken ve Aidiyetleri

Lozan Barış Konferansı sırasında imzalanan 30 Ocak 1923 tarihli “Türk ve Rum Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol” adındaki mübadele sözlemesi çerçevesinde zorunlu göçe tabi tutularak Yunanistan’a gönderilmişlerdir.

Aslen Türk olan Karamanlılar’ın göçe dahil edilmeleri eleştirilere sebep olsa da göç, Lozan Konferansında Türk heyetinin azınlıklar meselesini ele alırken etnik temelli bir azınlık tanımını kabul etmeyeceklerini açıklamaları, ileride doğabilecek sosyolojik sorunlara önlem alma kaygısı taşır. Bu bağlamda Türk heyeti azınlıkları sadece dini farklılıklar üzerinden değerlendirecek; Nüfus Mübadelesi din esasına göre yapılacaktır.

Arı ve duru bir Oğuz Türkçesi konuşan Karamanlılar’ın, Grek harfleriyle yazılan Türkçesi’ne Karamanlıca adı verilir. Karamanlı Türkçesi ile yazılmış bilinen ilk eser 1584 tarihli olup “Gülzar-ı İman-ı Mesihi” adında dini bir kitaptır.

Karamanlılar, Hristiyan Ortadoks Türkler

“Gerçi Rum isek de Rumca bilmez Türkçe söyleriz,
Ne Türkçe yazar okuruz ne de Rumca söyleriz,
Öyle mahludî hatt-ı tarikatimiz vardır,
Hurufumuz Yunanice, Türkçe meram eyleriz.”

‘Türkofon Ortodokslar’, ‘Anadolu Hıristiyanı’, ‘Anadolu Rumu’, ‘Anadolulu Ortodoks Türkler’ ve ‘Karamanlı Ortodoks Türkler’ gibi çeşitli isimlerle anılsalar da ‘Karamanlılar’ tabiri Osmanlı’nın son devrine kadar kendilerine vermekten çekindikleri bir isim olmuştur. Çünkü başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerde yaşayan zengin Rumlar’a göre Karamanlılar, İç Anadolu bölgesinde yaşadıkları, Türkçe konuştukları için kaba, cahil ve aşağı tabakadandır.

Karamanlılar’ın etnik kökenine dair iki farklı görüş ortaya atılmıştır. Daha çok Batı’da kabul gören ilk teze göre Karamanlılar, aslen Helen soyundan gelirler, ancak Yunanlılar’dan uzak kaldıkları ve daha sonra yan yana yaşadıkları Müslüman Türkler’den etkilendikleri için zaman içinde Yunanca’yı unutmuşlardır.

Bir diğer görüşe göre Karamanlılar, Selçuklu ve Osmanlı Türklerinden önce Anadolu’da yaşayan Bizans’ın sınır askerleridir. Müslüman Türk erkekleri ve Grek kadınlarının evlilikleriyle birlikte farklı dine mensup olan ama ata dilini konuşmaya devam eden yeni nesiller meydana gelmiştir. Haçlı hatıratları ve Bizans yıllıklarında sıkça “Türkopoller”den bahsedilmesi ve bu Türkopoller ile Karamanlıların kültür mirası arasındaki yakın ilişki bu savı kuvvetlendirir niteliktedir.

Anadolulu Ortodokslar, Osmanlı devrinde her ne kadar Türk olarak kabul edilse de millet sistemi çerçevesinde dinlerinden dolayı Ortodoks Rumlar’dan sayılmış ve Rum Patrikhanesi’ne bağlanmışlardır.

Yıkılış döneminde yükselen milliyetçilik hareketinin Osmanlı Devleti’ne ilk darbesi 1821 Mora İsyanı ile Yunan ulusçuluğu fikrinin ateşlenmesi olmuştur. Takip eden süreçte Osmanlı, bağrından bağımsız Yunanistan’ın çıkışını engelleyemeyecektir.

Yunanistan’ın resmi ideolojisi olan Megali İdea‘nın savunucuları din-dil temelinde yeniden inşa ettikleri Yunan ulusuna Karamanlılar’ın da dahil edilmesini istemiş ve bu yönde çalışmalar yapmaya başlamıştır. Yunanistan hükümetiyle görüşen Fener Rum Patrikhanesi, Türkçe ayin yapmayı ve Türkçe isim koymayı Karamanlı Türklere yasaklamıştır.

Patrikhanenin bütün çabasına karşın küçük bir kesim dışında Türk Ortodokslar dillerini bırakmayı reddetmiş be Patrikhane’ye tepki göstermiştir.

Kültür ve Göçe Giden Yol

Karamanlılar’ın geleneksel giyimi Anadolu Müslümanları ile benzerlik göstermektedir. Kadınlar üç etekli fistan giyerken erkekler kalın kuşaklarla birlikte şalvar giyerler. Müslümanlara çok benzeyen bu giyim, onların göçten sonra Yunanistan’da dışlanmalarına sebep olan ayırt edici özelliklerinden biri olmuştur.

Karamanlılar Türkçe konuşurdu, pek çoğu Yunanistan’a göç ettikten sonra Rumca öğrendi. Dini kitaplarının hepsi Karamanlıca (Grek harfleriyle yazılmış Türkçe)’ydı. Kilise ayinleri ve vaazları Türkçe yapılıyordu.

Türk Ortodoksları’nın Anadolu Müslümanları ile iç içe bir hayatı vardı. Onların erkekleri de tıpkı Müslümanlar gibi kahvede sosyalleşiyor, kadınlar çeşme ve açık avlularda toplaşıp Müslüman kadınlarla beraber halı dokuyor, ekmek yapıyorlardı.

Köy meydanında yapılan düğünler de bu iki dinden yerlinin birlikte olduğu sosyal mecralardandı. Göçten sonra bugün dahi Türk Ortodoksların düğünleri Türkçe türküler ile geleneksel Türk danslarıyla yapılmaktadır.

1923 yılında Lozan’da gerçekleşmesi görüşülen nüfus mübadelesi haberinin Anadolu’ya yayıldığı sıralarda Karamanlılar, kendilerinin bu göçe tabi tutulacağına ihtimal vermiyor, “Biz Türk oğlu Türküz!” diyorlardı.

Ancak 1924 yılında büyük göç tamamlanırken, Karamanlılar evlerini, yurtlarını ve Müslüman komşularını gözyaşı ve ağıtlarla birlikte geride bırakarak çetin bir yola çıktılar.

Karamanlılar, Mübadele Gemileri

Zira o dönemde göç oldukça zor koşullar altında yapılıyordu; insanların çoğu yük gemilerine bindirilecekti. Bu rahatsız, hastalık dolu yol daha sonra Karamanlılar’ın bugün dahi anlattıkları, Müslümanlarda sıkça görülen evliya rivayetlerine benzerlik gösteren bir biçimde, Aziz Gregor‘un kendilerine görünerek mucize gerçekleştirdiğini anlatan hikayelerin çıkmasına sebep oldu.

Yük gemilerindeki yolculuktan sonra Karamanlı Türkler karantina altına alındılar. Belirsiz bir bekleyişin ardından kendilerine gösterilen bölgelere yerleştiler. Her aileye birer tane derme çatma ev ile öküz verildi. Böylece yoksulluklar içinde sıfırdan bir hayat kurdular.

Yunanistan’ın çalkantılı siyasi dönemi ve ileride patlak verecek savaşlarla Karamanlı Türklerin çektikleri sıkıntı artacaktı.

Yunanistan hükümeti işe ilk olarak Türk çocuklarına Yunanca öğretmek için okullardaki eğitimi daha sıkıya alarak başladı. Bu sırada köy kiliselerindeki Türk papazların yerini merkezden atanan ve Yunanca vaaz veren papazlar alacaktır. Okullarda Türkçe konuşmak yasaklanmış ancak yasak yer yer sokaklara taşmış ve Türkler dışarıda Türkçe konuşamaz olmuştur.

Yunanistan’a göçenler arasında birinci kuşak çoğunlukla Yunanca öğrenemeden yaşamış bu da onların özellikle savaş zamanında büyük zorluklar yaşamalarına sebep olmuştur.

30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Mübadele Sözleşmesi çerçevesinde Selanik’ten, Yanya’dan, Batı Trakya’dan, adalardan ve özellikle Girit’ten 500 bin civarında Müslüman gelmiştir. Gelenlerin de Türkçesi oldukça zayıftır.

Türkiye’den göç eden Ortodoksların sayısı ise 1 milyon 200 bin civarında olup bunların 200 binini Karamanlılar oluşturmaktaydı.

Sözleşmeye göre İstanbul, İmroz ve Bozcaada Rumları ile Batı Trakya Müslümanları göçün dışında bırakılacaktı. Daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün özel izni ile Karamanlıların dini lideri sayılan ve Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin kurucusu Papa Eftim ve ailesi ile birkaç patrikhane mensubu aile daha Türkiye’de kalmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Karamanlılar’ın göçüyle ilgili oldukça üzüntü duyduğu bilinmektedir. Hamdullah Suphi anılarında bu durumu şöyle anlatır:

“Celal Bayar bir gün bana; Bilir misin Hamdullah, Atatürk’ün son yıllarda en büyük üzüntüsü ne idi?” diye sorar. Bilmediğimi söyleyince, cevabı kendisi verir: “Anadolu’dan binlerce Hıristiyan Türk’ü göndermiş olmasıydı.”

Yorum Yapın

Your email address will not be published.