Hüseyin Nihal Atsız

Hüseyin Nihal Atsız, deniz subayı Mehmet Nail Bey ile Fatma Zehra Hanım’ın üç çocuğundan biri olarak 12 Ocak 1905 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Kardeşleri Ahmet Nejdet Sançar ile Fatma Nezihe Çiftçioğlu‘dur.

Atsız‘ın ilköğrenim hayatı Kadıköy’de geçmiş, ortaöğrenimine Kadıköy Lisesi ve İstanbul Lisesi‘nde devam etmiş, nihayetinde Askeri Tıbbiye‘ye kaydını yaptırmıştır.

4 Mart 1925 tarihinde henüz 3. sınıf öğrencisiyken Arap asıllı bir teğmen olan Mesut Süreyya Efendi‘ye selam vermediği gerekçesi gösterilerek okuldan atılıncaya kadar çoktan Yusuf Akçura, Ziya Gökalp gibi isimlerin Türkçülük fikirlerinden etkilenmiştir.

Askeri Tıbbiye’den çıkarıldıktan bir müddet sonra Kabataş Lisesi‘nde kısa süreliğine yardımcı öğretmenlik yapmış, ardından Deniz Yolları‘na ait bir vapurda katip muavini olmuştur.

1936‘da İstanbul Üniversitesi‘nin Edebiyat bölümüne ve Darülfünun‘un yatılı Yüksek Muallim Mektebi‘ne kaydolduysa da askerliğe çağrıldığı için okula ara vermek mecburiyetinde kalmıştır.

Askerliğini İstanbul Taşkışla‘da 5. Piyade Alayı eri olarak tamamlamış, ardından okuluna dönerek 1930 yılında Edirneli Nazmi Divanı üzerinde yaptığı mezuniyet çalışmasıyla buradan mezun olmuştur.

Öğrenciliği sırasında Türkiyat Mecmuası‘nda yayınlanan “Anadolu’da Türklere Ait Yer İsimleri” adlı makalesi sayesinde hocası Mehmet Fuad Köprülü‘nün dikkatini çekmiş; böylece Köprülü, çeşitli girişimlerde buunarak Atsız’ın mezuniyetten sonra yapması gereken 8 yıllık mecburi görevi yatılı okuduğu için affettirmiş ve Atsız’ı kendi asistanı yapmıştır.

1931‘de ilk evliliğini felsefe mezunu olan Mehpare Hanım‘la yapmışsa da bu evlilik 1935‘te sona ermiştir.

15 Mayıs 1931‘de yayıncı kadrosunda Abdülkadir İnan, Zeki Velidi Togan, Mehmet Fuat Köprülü gibi sağlam edebiyat ve tarihçileri barındıran Atsız Mecmua‘yı çıkardı. Dergi, 25 Eylül 1932‘de kapatılıncaya dek aralıksız olarak 17 sayı çıkarmış, yoğunlukla milliyetçilik, Türk halk edebiyatı, tarih konuları işlenmiş ve fikren turancılık eksenli olmuştur.

Atsız Mecmua 12. Sayı Kapağı

1932‘de Ankara’da toplanan I. Türk Tarih Kongresi‘nde Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip‘in, hocası Zeki Velidi Togan’ı eleştiren sözleri üzerine 8 arkadaşıyla beraber, içinde “Zeki Velidi Togan’ın öğrencisi olmakla iftihar ederiz” sözlerini de içeren bir telgraf çekmesi yüzünden mimlenmiş, Atsız Mecmua’nın 17. sayısında yer alan “Darülfünun’un Kara, Daha Doğru Bir Tabirle Yüz Kızartacak Listesi” makalesi yüzünden dekan Ali Muzaffer Bey tarafından Türkoloji‘deki asistanlığına son verilmiştir.

Bu olaydan sonra Atsız önce Malatya Ortaokulu‘nda, sonra Edirne Lisesi‘nde edebiyat öğretmenliğine tayin edildi. Bu sırada Atsız Mecmua’nın devamı sayılabilecek Orhun dergisini çıkarmaya başladı, bu dergide lisede okutulan tarih kitaplarındaki yanlışları eleştirdiği için 1933‘te bakanlık emrine alındı ve dergi kapatıldı.

1935 yılında şiir ve makalelerini komünist fikirlerle kaleme alan Nazım Hikmet‘in “Putları Yıkıyoruz” başlıklı yazısında Türkçü şairlerden Mehmet Emin Yurdakul, Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan‘a saldırısı üzerine Nihal Atsız, “Komünist Don Kişotu Proleter-Burjuva Gospodin Nazım Hikmetof Yoldaşa” başlıklı mektubu kaleme aldı.

1936 yılında Bedriye Hanım‘la ikinci evliliğini yapan Atsız’ın Yağmur ve Buğra adında iki oğlu olmuştur.

Hüseyin Nihal Atsız, 1934‘te Deniz Gedikli Hazırlama Okulu‘nda Türkçe öğretmenliğine başlamış, aynı zamanda Öğrenci Seçme Kurulu‘nda yer almıştır. Dönemin önemli okullarında geçerli olan Türk asıllı öğrencilerin kabulü şartına uyduğu ve bu şarta uygunluk göstermeyen öğrencilere onay vermediği için okul müdürü tarafından önce kuruldan çıkarıldı, ardından bir bahaneyle 1938‘de görevine son verildi.

Sırasıyla Özel Yüce-Ülkü Lisesi ve Boğaziçi Lisesi‘nde edebiyat öğretmenliği yapan Atsız, 1943‘te Orhun dergisini tekrar çıkarmaya başladı.

II. Dünya Savaşı‘nın hemen öncesinde başlayan ve savaş yılları boyunca artarak devam eden Marksist düşünce Türkiye’yi de etkilemiş, bu düşünceyle yapılan faaliyetler artmıştır.

Hüseyin Nihal Atsız, 1944 Nisan‘ında dergisinin 16. sayısında Ahmet Cevad Emre, Sabahattin Ali, Pertev Naili Boratov ve Sadrettin Celal Antel‘in komünist faaliyetlerde bulunduğunu ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel‘in bu isimleri kolladığını söyleyerek Hasan Ali Yücel’i istifaya çağırdı.

Bu açık mektup oldukça ilgi çekti ve komünizm aleyhinde gösterilere sebep oldu. Hasan Ali Yücel, Nihal Atsız’ın Boğaziçi Lisesi’ndeki görevine son verdi. Orhun dergisi tekrar kapatıldı.

Nihal Atsız, Sabahattin Ali’nin kendisine açtığı hakaret davasıyla yargılanmaya başladı. Bunun üzerine Türkçü çevrelerden tepkiler gelmeye ve öğrenci olayları çıkmaya başladı. Davanın ikinci oturumu 3 Mayıs 1944 tarihinde gerçekleşmiş olup yüzlerce genç Atsız’ı desteklemek için adliyeye gelmiş, protesto yürüyüşü yapılmıştır. 3 Mayıs günü sonraki yıllarda Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Nejdet Sançar ve Reha Oğuz Türkkan gibi isimler öncülüğünde anılacak ve “Türkçülük Günü” adını alacaktır.

Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü‘nün 19 Mayıs 1944 tarihinde yaptığı bir konuşmada Atsız ve arkadaşlarını ağır bir biçimde eleştirmesi olayları daha da alevlendirmiş, Atsız’la beraber 34 arkadaşı daha sıkıyönetim mahkemesinde yargılanmaya başlamıştır.

7 Eylül 1944 tarihinde başlayan “Irkçılık – Turancılık Davası65 oturumda gerçekleşmiş ve dava 29 Mart 1945‘te sonuçlanmıştır. Hüseyin Nihal Atsız 6,5 yıl hapis cezasına çarptırıldıysa da ceza temyiz yoluyla bozulmuştur. 23 Ekim 1945‘te bütün sanıklar tahliye edilmiştir. Bütün bu dava sürecinde Atsız ve arkadaşları oldukça kötü şartlar altında, “tabutluk” denilen havasız, karanlık ve daracık hücrelerde yargılandılar.

Atsız mahkemeye giderken.

Bir müddet kendisine iş verilmeyen Atsız, geçinmek için bazı kitaplarını satmak zorunda kalmış, Arapça ve Farsça‘yı iyi derecede bilip tercümeler yapmasına rağmen yayınevleri bu tercümeleri ancak başka isimle imzalarsa yayınlamayı kabul etmiştir. 1949‘da Süleymaniye Kütüphanesi‘ne Milli Eğitim Bakanı olan arkadaşı Tahsin Banguoğlu tarafından tayin edilinceye dek üç yıl işsiz kalmış, bu süre zarfında “Bozkurtların Ölümü” ve “Bozkurtlar Diriliyor” isimli iki unutulmaz tarihi romanı yazmıştır.

1950‘de Haydarpaşa Lisesi‘ne atanan Atsız’ın, 3 Mayıs kutlamalarında Ankara’da verdiği “Türkiye’nin Kurtuluşu” konulu konferans nedeniyle Haydarpaşa Lisesi’ndeki görevine son verilerek 1952‘de tekrar Süleymaniye Kütüphanesi’ne getirildi. 1 Nisan 1969‘da emekliliğini isteyinceye dek burada 17 yıl görev yapmıştır.

Atsız, 1962‘de çıkarmaya başladığı ve Orhun dergisinin devamı niteliğindeki Orkun dergisinin ilk sayısında yer alan “Türk Milletine Çağrı” başlıklı yazısında milli kalkınma planını şöyle özetlemektedir:

1. Türkçüyüz
2. Arınmış Türkçeciyiz
3. Yasacıyız
4. Toplumcuyuz
5. Milli gelenekçiyiz
6. Şuurlu demokrasiye taraftarız
7. Ahlakçıyız
8. Bilimciyiz
9. Teknikçiyiz

Atsız 1964‘te Ötüken dergisini çıkarmaya başlamış ve bu derginin yayını vefatına kadar devam etmiştir.

Ötüken dergi kapağı.

1960‘larda iyice artan komünist ve Kürtçü faaliyetlere karşın Atsız, 1967‘de Ötüken dergisinde “Konuşmalar, I“, “Konuşmalar, II“, “Konuşmalar, III“, “Bağımsız Kürt Devleti Propagandası“, “Doğu Mitinglerinde Perde Arkası“, “Satılmışlar-Moskof Uşakları” başlıklarıyla bir dizi makale yayınladı. Bunun üzerine çeşitli girişimlerle hakkında suçlamalarda bulunulan Atsız ve yazı işleri müdürü Mustafa Kayabek yargılanarak 15’er ay hapse mahkum edildi.

Zamanla güçten düşen ve gittikçe hastalanan Hüseyin Nihal Atsız, reviri olan Bayrampaşa‘daki Sağmalcılar Cezaevi‘ne alındı. Üniversitelerdeki çeşitli isimlerin, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk‘ten Atsız‘ın affını talep etmesi sonucu 22 Ocak 1974 tarihinde tahliye oldu.

10 Aralık 1975 tarihinde kalp krizi geçiren Nihal Atsız, ertesi gün yinelenen kalp krizini atlatamamış ve 11 Aralık 1975 tarihinde vefat etmiştir.

Hüseyin Nihal Atsız, hayatı boyunca Türklüğe ve Türk ülküsüne inanmış, bu inançları ve fikirleri doğrultusunda önemli eserler vermiş; çalışmalarını büyük bir ciddiyetle ve bilimsel üslupla yazmıştır. Bu nedenle bugün bile bazı eserleri birer başvuru kaynağıdır.

Eserleri

1- Roman

Dalkavuklar Gecesi (1941)
Bozkurtların Ölümü (1946)
Bozkurtlar Diriliyor (1949)
Deli Kurt (1958)
Z Vitamini (1959)
Ruh Adam (1972, otobiyografi)

2- Öykü

‘Dönüş’, Atsız Mecmua, sayı.2 (1931), Orhun, sayı.10 (1943)
‘Şehidlerin duası’, Atsız Mecmua, sayı.3 (1931), Orhun, sayı.12 (1943)
‘Erkek kız’, Atsız Mecmua, sayı.4 (1931)
‘İki Onbaşı, Galiçiya…1917…’, Atsız Mecmua, sayı.6 (1931), Çınaraltı, sayı.67 (1942), Ötüken, sayı.30 (1966)
‘Her çağın masalı: Boz oğlanla Sarı yılan’, Ötüken, sayı.28 (1966)

3- Şiir

Yolların Sonu (1946)

4- İnceleme

Türk Tarihi Üzerine Toplamalar
Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi
Türk Edebiyatı Tarihi
Türk Ülküsü
Osmanlı Tarihine Ait Takvimler
Türk Tarihinde Meseleler

5- Dergi

Atsız Mecmua
Orhun
Orkun
Kopuz
Çınaraltı
Bozkurt
Özleyiş
Kürşad
Altınışık
Büyük Türkeli
Gözlem
Ötüken

1 Comment

Yorum Yapın

Your email address will not be published.

Kimdir Kategorisinde Olanlar

Nursultan Nazarbayev

Kazakistan’ın İlk Ve Tek Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev Kazakistan, Sovyetler Birliği’ne bağımlı bir ülke iken bağımsızlığını ilan

Rauf Denktaş

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı, Türk siyasetçi, yazar ve hukukçu Rauf Raif Denktaş,

Ali Fuat Cebesoy

Türk İstiklal Savaşı komutanı, Atatürk‘ün silah arkadaşı, Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucularından biri olan Ali Fuat Cebesoy, 93

Halide Edip Adıvar

Türk yazar, öğretmen, siyasetçi ve akademisyen Halide Edip Adıvar, 1884 yılında Ceyb-i Hümayun katibi Mehmet Edib

Muharrem Ergin

Büyük dilbilimci ve Türkolog Muharrem Ergin, 1923 yılında (o dönemler SSCB yönetiminde olan) Ahıska şehrinde Haydar