/

Hıyanet-i Vataniye Kanunu

Hıyanet-i Vataniye Kanunu, 29 Nisan 1920 tarihinde TBMM tarafından çıkarılan 2 numaralı kanundur.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu

Hıyanet-i Vataniye Kanunu, 29 Nisan 1920 tarihinde TBMM tarafından çıkarılan 2 numaralı kanundur. Bu kanunun yapılış amacı TBMM’ye karşı çıkan ayaklanmaların önlenerek otoritenin sağlanması, Kuva-yi Milliye‘nin içinde yer alan ve çetecilik yapmak suretiyle halka eziyet edenlerin cezalandırılması, askere alımı denetim altında tutarak asker kaçaklarının cezalandırılması, İstanbul Hükümeti ile işbirliği yapanların cezalandırılmasıdır. Milli Mücadele‘nin başarıya ulaşması için çıkarılan bu kanundan sonra, kanunun seri bir şekilde uygulanması için 18 Eylül 1920 tarihinde İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun Maddeleri

MADDE 1 – Yüce hilafet makamı ve saltanatı ve ülkeyi yedi yabancı devlet güçlerinden kurtarmak ve saldırıları önlemek amacına yönelik olarak kurulan Büyük Millet Meclisi’ne karşı düşünce veya uygulamalarıyla veya yazdıkları yazılarla muhalefet ve bozgunculuk edenler vatan haini olarak addedilir.

MADDE 2 – Bilfiil vatan hainliği yapanlar asılarak idam edilir. Şahsen olaylara karışanlar ve teşebbüs edenler ceza kanununun kırk beşinci ve kırk altıncı maddesine göre cezalandırılırlar.

MADDE 3 – Konuşmalarıyla halkı alenen vatan hainliği suçunu işlemeye tahrik ve teşvik edenler veya bu teşvik ve tahriki yazılarıyla ve çok değişik araçlarla yayanlar geçici kürek cezasına çarptırılırlar. Yapılan bu tahrik ve teşvik sonucunda bozgunculuk olayları çıkarsa teşvik ve tahrik edenler idam olunurlar.

MADDE 4 – Vatana ihanet zanlılarının yetkili mahkemesi suçun işlendiği yerdeki Ceza mahkemesidir. Olağanüstü ve aceleyi gerektiren durumlarda zanlının yakalandığı yerdeki ceza mahkemesi de yargılama yapmaya ve karar vermeye yetkilidir.

MADDE 5 – Vatana ihanet zanlılarının muhakemesi, ceza mahkemelerinden verilecek kesin tutuklama belgesi üzerine her yerde tutuklu olarak yapılır.

MADDE 6 – Adli zabıta memurlarının düzenleyeceği ilk tahkikat belgeleri o bölgenin en yüksek rütbeli mülki memuruna verilir ve onun tarafından savcılar aracılığıyla mahkemeye iletilir.

MADDE 7 – Vatana ihanet zanlılarının muhakemesi zorunlu bir sebep olmadıkça yirmi dört günde sonuçlanacaktır. Zorunlu bir sebep olmaksızın bu süreyi aşan görevliler ve mahkeme heyeti Ceza kanununun yüz ikinci maddesi eki gereğince suçunun derecesine göre cezalandırılmak üzere ilgili mahkeme tarafından yirmi gün içinde yargılanarak bir karara varılacaktır.

MADDE 8 – Bu kanuna uygun olarak mahkemece verilecek olan karar kesin olup Büyük Millet Meclisinin onayını müteakip bölgesinde infaz olunur. Onaylanmadığı durumlarda, meclisin vereceği karara uygun olarak hareket edilir.

MADDE 9 – Bu suçların yargılanabilmesi için mahkemelerce istenen kişi mahkemenin davet yazısına gerek kalmaksızın mahkeme karşısına çıkarılır.

MADDE 10 – İsyanlara katılmayanlar hakkında kasten suçlamalarda bulunanlar, iddia ettikleri suçun cezası ile cezalandırılırlar.

MADDE 11 – Haklarında gıyaben hüküm verilenler, yakalandıkları anda yeniden yargılanırlar.

MADDE 12 – Bu kanun her mahallin idare amiri tarafından nahiye ve kaza ve vilayet merkezlerine ve köy ihtiyar heyetleri çağrılarak ve toplanarak yüzlerine karşı okunarak tebliğ edilir ve tebliğ edildiğine dair imzalı zabıt tutularak saklanır.

MADDE 13 – İşbu kanunun icrayı ahkamına Büyük Millet Meclisi memurdur.

MADDE 14 – İşbu kanun her mahalde tarihi tebliğ ve ilanından kırk sekiz saat sonra meri olacaktır.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu

Milletvekili Mehmet Şükrü Bey tarafından verilen bu kanun teklifi mecliste görüşülürken Antalya Milletvekili Hamdullah Suphi Bey şöyle demiştir:

İstanbul işgal altında, Anadolu üç dört taraftan saldırıya uğradı, İzmir’de Yunan, Antalya’da İtalyan, Adana, Urfa, Maraş ve Antep yöresinde Fransız bayrakları dalgalandığı bu dönemde biz ne yapıyoruz? Bir dakika dikkat ediniz! Cephelerde kullanacağımız kuvvetleri içerde birtakım hainlerin üzerine gönderiyoruz ve cephelerimizi boşaltıyoruz. Beypazarı ayaklanmıştır. Bir haber alıyoruz: Filan yerde telgraf tellerini kesmişler, kışkırtmalar her tarafta devam ediyor, bozgunculuğun sonu gelmiyor ve biz vatanımızın bu son parçasında bağımsızlığımızı kuşatıp saran bir tehlike ortasında görüşüyor, tartışıyor, düşünelim diyoruz. Oysa karşı taraf bir saniye durmuyor, duraksamıyor. Sizin vatan savunması için gönderdiğiniz kuvvetleri yakalıyor, subayları öldürüyor, yakıyor, yıkıyor. Onun kanunu yoktur. Eğer inanıyorsak ki, memleketin son savunması için toplandık ve ülkenin bağımsızlığına ayaklananları ortadan kaldırmak ilk görevimizdir. Uzun düşünecek vaktimiz yoktur. Vatan savunmasına karşı gelenler dünyanın her tarafında hatta barış döneminde bile haindirler, asılarak cezalandırılırlar.

29 Nisan 1920 tarihinde kabul edilen bu kanunun 1. maddesi, 1 Kasım 1922‘de saltanatın kaldırılmasından sonra 15 Nisan 1923‘te yeniden düzenlenerek TBMM‘nin meşruluğuna karşı çıkanlar vatan haini ilan edilmiştir.

25 Nisan 1925‘te “Dini veya dinin kutsallığını siyasi gayelere esas veya alet etmek maksadıyla cemiyetler teşkil edenler veya bu cemiyetlere dahil olanlar vatan haini addolunurlar. Dini veya dinin kutsallığını alet ederek devlet şeklini değiştirmek ve bozmak veya devlet güvenliğini ihlal veya dini alet ederek her ne suretle olursa olsun halk arasına fesat ve nifak sokulması için gerek fert olarak ve gerek toplu halde sözle veya yazıyla veyahut fiili bir şekilde veya nutuk iradı veyahut neşriyat icrası suretiyle harekette bulunanlar keza vatan haini addolunurlar.” fıkrasının kanuna eklenmesiyle laik cumhuriyet güvence altına alındı.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu, 12 Nisan 1991 tarih ve 3713 sayılıTerörle Mücadele Kanunu“nun düzenlenmesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.

“Baylar, Meclis 29 Nisan 1920’de, Yurt Hainliği Yasası’nı (Hıyanet-i Vataniye Kanunu) ve sonraki aylarda İstiklal Mahkemeleri yasalarını da çıkarmakla devrimlerin doğal gereklerini yerine getirmiş oldu.

Baylar, İstanbul’un işgalinden sonra başlayan birtakım yıkıcı akımlara, olaylara, ayaklanmalara değinmiş idik. Bunlar, yurdun her yerinde birbiri ardınca belirdi ve sürüp gitti.

İstanbul’da Damat Ferit Paşa, ivedi olarak yeniden işbaşına getirildi. Damat Ferit Paşa Hükümeti ve İstanbul’da bütün yıkıcı ve hain örgütlerin kurduğu birlik ve bu birliğin Anadolu içindeki bütün ayaklanma örgütleri ve bütün düşmanlar ve Yunan ordusu, elbirliği ile bize karşı çalışmaya başladılar. Bu ortak saldırı siyasasının yönergesi de, Padişah ve Halifenin, içinde düşman uçakları da bulunan her türlü araçlarla yurda yağdırdığı “Padişaha Karşı Ayaklanma” (huruc alessultan) fetvası idi.

Bu genel, çeşitli ve haince saldırılara karşı biz de, daha Meclis açılmadan önce, Afyonkarahisar’da, Eskişehir’de ve bütün demiryolu boyunda bulunan yabancı devlet askerlerini Anadolu’dan çıkararak; Geyve, Osmaneli, Carablus köprülerini yıkarak ve Meclis toplanır toplanmaz Anadolu’daki saygıdeğer din bilginlerinden fetva alarak karşı önlemlere giriştik.” – Mustafa Kemal Atatürk

Yorum Yapın

Your email address will not be published.

İnkılap Tarihi Kategorisinde Olanlar

Çerkes Ethem Ayaklanması

I. Dünya Savaşı‘ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti, imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince ordularını terhis etmişti. Devam

İstiklal Mahkemeleri

İstiklal Mahkemeleri, Milli Mücadele döneminde TBMM’nin otoritesini sağlamak, yurtta artan iç tehditleri kontrol ederek bunların sorumlularını

Kılık Kıyafet Kanunu

Kılık Kıyafet Kanunu Öncesi Giyim ve Kuşam Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan belirli değişikliklerle birlikte 1925’den 1934