/

Çerkes Ethem Ayaklanması

Çerkes Ethem; “Ankara’ya dönüşümde Büyük Millet Meclisi Başkanını Meclis önünde asacağım”.

Çerkes Ethem İsyanı

I. Dünya Savaşı‘ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı Devleti, imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması gereğince ordularını terhis etmişti. Devam eden günlerde Anadolu‘da yer yer başlayan işgaller karşısında İstanbul Hükümeti hiçbir şey yapmamış, millet kaderine terk edilmişti. İşgallerin başlamasıyla doğal bir tepki geliştiren halk öbek öbek kuvvet birlikleri oluşturuyor, elinden geldiğince bağımsızlık mücadelesine girişiyordu.

Yunanlılar‘ın, 15 Mayıs 1919‘da İzmir‘i işgal etmesinin hemen ardından Batı Anadolu‘da “Kuva-yi Seyyare” adında milis süvari birliği kuruldu. Rauf Bey ile Miralay Salih Bey‘in göreve davet etmesiyle bu gezici birliğin başına getirilen Çerkes Ethem, kuvvetlerine kısa zamanda çok kişiyi kattı ve Yunanlılar‘la çok kere sıcak temasta bulundu.

Çerkes Ethem ve Kuva-yi Seyyaresi, Yunan işgaline karşı savaşırken bir yandan da Bolu, Adapazarı, Anzavur ve Düzce gibi önemli iç isyanları bastırdı. Burada gösterdiği başarılardan sonra, Yozgat‘ta çıkan ayaklanmayı bastırmada görevlendirmek üzere Ankara‘ya çağırıldığında, Ankara‘da herkes tarafından kahraman gibi karşılanarak –kimi zaman abartıyla– takdir edilmeleri onların bir takım kuruntulara kapılmalarına sebep oldu. Böylece Yozgat ayaklanması bastırılırken Çerkes Ethem ve ağabeyi Tevfik, makam ve rütbelerine farketmeksizin bir takım kumandanların emirlerine karşı gelerek bunlarla çeşitli münakaşalara girdiler.

Atatürk‘ün Nutuk‘ta kullandığı tabiriyle “şımaran Ethem ve kardeşi Tevfik Beyler” bir süre sonra Yozgat ayaklanmasının sorumlusunun, o dönem Yozgat‘ın bağlı olduğu Ankara Valisi Yahya Galip Bey‘in olduğunu ileri sürerek isyancılarla birlikte valiyi de asmak istediler. Vatana büyük hizmetlerde bulunduğu düşünülen Yahya Galip Bey‘in kendilerine verilmesi talebi Ankara tarafından reddedildi. Bunun üzerine Çerkes Ethem, Yozgat‘ta bazı milletvekillerine “Ankara’ya dönüşümde Büyük Millet Meclisi Başkanını Meclis önünde asacağım” şeklinde söylemlerde bulundu. Bunlar Ankara tarafından duyulmasına rağmen, kendilerinin hala büyük faydalar sağlayacağı inancıyla aldırış edilmeyerek Kütahya‘ya yeni bir göreve gönderildi.

Çerkes Ethem
Çerkes Ethem

Bu sırada giderek büyüyen Kuva-yi Seyyare‘nin ihtiyaçlarını karşılamak zorlaşmıştı. Eski çetecilikten kalma bir zihniyetle birliklerin içindeki bazı komutanlar ve gruplar, halktan usulsüzce yardım toplamaya başladı.

Bu dönemde düşmana karşı düzenli ordu kurma fikri gelişmeye başladı. Ancak Çerkes Ethem, Reşit ve Tevfik kardeşlerin başını çektiği bir grup karşı propoganda yaparak “Ordudan yararlanılamıyor, dağılsın! Hepimiz Kuvayi Milliye olalım!” söylentilerini yaydılar. Yine de düzenli ordu kurma çalışmaları başladı ve Kuva-yi Seyyare, tek bir cephe haline getirilen ve kumandanlığına Ali Fuat Cebesoy‘un atandığı Batı Cephesi Komutanlığı‘na bağlandı.

24 Ekim 1920‘de yapılan Gediz Savaşı‘nın başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra, Ali Fuat Paşa ve Çerkes Ethem birbirini suçladılar. Etkisi sarsılan Ali Fuat Paşa görevden alındı, Batı Cephesi ikiye ayrıldı; Batı Cephesi komutanlığına İsmet Paşa, Güney Cephesi komutanlığına Refet Paşa getirildi. Düzenli ordu kurma yolunda önemli kararlar alınarak uygulamaya kondu.

Kuva-yi Seyyare‘nin, Batı Cephesi Komutanlığı‘nın bilgisi dışında birlik topladığı öğrenildi, bu birlik denetlenmek istenilince Çerkes Ethem ve kardeşi Tevfik Bey karşı çıktı. Her fırsatta Kuva-yi Seyyare‘nin düzenli ordu durumuna getirilemeyeceğini savunan Tevfik Bey, bundan sonra cephe komutanlığından gelen emirlere itaat etmemeye başladığı gibi, olmayan düşman birliklerini rapor ederek cephe komutanının zamanını boşa harcamasına sebep oldu.

Bütün bu durumlar Ankara Hükümeti‘ne rapor edildikten sonra Kuva-yi Seyyare‘ye çeşitli uyarılarda bulunuldu, Mustafa Kemal Paşa‘nın girişimiyle hep birlikte görüşmek üzere Eskişehir‘de toplanıldı ancak bir sonuç alınamadı. Çerkes Ethem ve kardeşleri zaman kazanarak kuvvet toplamaya başladı, Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe ve Sarı Efe‘ye kendileriyle birlik olmaları için şifreli davet telgrafları çekti.

Meclis son bir iyi niyet göstergesi olarak içlerinde ağabey Reşit Bey‘in de bulunduğu bir heyeti o sırada Kütahya‘da bulunan Çerkes Ethem‘in yanına gönderdi. Görüşme sırasında Ethem ve Tevfik Beyler‘in kuvvetlerini cephe kumandanının haberi olmadan cephelere dağıttığı haberi Ankara‘ya ulaştı. Gönderilen heyetten Kuva-yi Seyyare‘nin taleplerini bildiren detaylı bir telgraf geldi. Bunun üzerine Mustafa Kemal, 27 Aralık 1920 tarihinde heyete geri dönmesini emrettikten sonra İsmet Paşa ile Refet Paşa‘ya Çerkes Ethem ve kardeşlerine karşı savaşa girişmelerini buyurdu.

“Baylar, askeri eylemleri, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun suçsuz çocuklarını kurtulmalık (fidyei necat) dilenmek için dağlara kaldırma haydutluğu sanan; şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk yurdunu tedirgin eden ve Türk ulusunun Büyük Meclisini kendileriyle uğraştıran utanmaz, kendini bilmez, saygısız ve herhangi bir düşmanın boğaz tokluğuna çaşıtlığını, uşaklığını yapacak kertede alçak ve aşağılık yaratılışlı olan bu kardeşleri, ellerindeki bütün kuvvetler ve dayandıkları düşmanlarla birlikte tepeleyip yola getirerek, devrim tarihimizde etkili bir örnek göstermek, zorunlu görüldü.” – Mustafa Kemal Atatürk

Emri alan kuvvetler, Kütahya‘da ayaklanan Çerkes Ethem‘in kuvvetleri üzerine yürüdü. Mustafa Kemal Nutuk‘ta şöyle devam etmektedir;

“Baylar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bilinçli ordusu, kendisini, Büyük Millet Meclisi’ni ve Hükümetini küçümseyecek kertede beyinsizlik gösteren ve budalaca kendini beğenen bu ayaklanıcılara hakettikleri uslandırma şamarını vurmak için, önüne geçilmez bir öfke ve sertlikle eyleme geçiyordu. Soluk almaksızın kaçan Ethem, “İstanbul’da Yüce Sadrazamlığa” diye şu teli çekiyordu:

Ankara’da tutuklanan saygıdeğer arkadaşlarınızın İstanbul’a geri gönderilmeleri için Ankara Meclis Başkanlığı’na çektiğim protesto teli aşağıda bilgilerinize sunulmuştur. Şimdi, Millet Meclisi’nin kararıyla saldırıya uğramış bulunuyorum. Kuvvetim savunmaya, üstelik saldırıya yetecek kertededir. Karşımda ve yanlarımda Yunanlılar bulunduğundan nasıl bir yol tutulacağı konusunda Yunan Komutanlığı ile anlaşmaya varılmış ise de, yüce onayınızın da alınmasını her bakımdan gerekli gördüm. Bu nedenle gereken işin yapılmasına, yüce buyruklarınızın bize ulaşabilmesi ve haberleşmenin sağlanabilmesi için de Gediz tel yolunun onarılmasına ve düzeltilmesine buyruklarınızı yüksek onayınıza sunarım.

Umum Kuvayi Seyyare ve Kütahya Bölgesi
Eski Komutanı ve Şimdi Umum Kuvayi Milliye Komutanı Ethem”

Cerkes Ethem
Cerkes Ethem, sağda.

5 Ocak 1921 tarihinde, büyük bir kısmı teslim olan Çerkes Ethem kuvvetleri kovalanarak Gediz ele geçirildi. Çerkes Ethem ve kardeşleri ise bir grup yandaşıyla Yunanlılar‘ın yanına geçtiler. 29 Aralık‘ta başlatılan askeri harekat, 24 Ocak 1921 tarihinde ayaklanmanın bastırılmasıyla sona erdi. Çerkes Ethem Ayaklanması, diğer ayaklanmalardan farklı olarak doğrudan Milli Mücadele‘ye karşı değil, siyasi otoriteye karşı yapılmış bir ayaklanmadır. Ayaklanmasının bastırılmasıyla düzenli ordu devribaşlamıştır.

Ağabeylerinin siyasi hırslarına kapılan Çerkes Ethem, kardeşleriyle birlikte Ankara Hükümeti‘nin otoritesine karşı geldiği için “Vatana İhanet Yasası (Hıyanet-i Vataniye Kanunu)” ile yargılanarak “Yüzellilikler” listesinde yer aldı.

Yorum Yapın

Your email address will not be published.

İnkılap Tarihi Kategorisinde Olanlar

İstiklal Mahkemeleri

İstiklal Mahkemeleri, Milli Mücadele döneminde TBMM’nin otoritesini sağlamak, yurtta artan iç tehditleri kontrol ederek bunların sorumlularını

Hıyanet-i Vataniye Kanunu

Hıyanet-i Vataniye Kanunu, 29 Nisan 1920 tarihinde TBMM tarafından çıkarılan 2 numaralı kanundur. Bu kanunun yapılış

Kılık Kıyafet Kanunu

Kılık Kıyafet Kanunu Öncesi Giyim ve Kuşam Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan belirli değişikliklerle birlikte 1925’den 1934