Atatürk’ün Rum ve Ermeni Çeteler Hakkında Raporu

Mustafa Kemal Atatürk, 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a çıktığında Canik sancağındaki çoğu azınlık kaynaklı eşkiyalık ve asayişsizliğin sebepleri ile burada ortaya çıkan Rum ve Ermeni çetelerinin yapılanma ve faaliyetleri hakkında detaylı bir inceleme yapmış ve vaziyeti Sadaret’e şu telgrafla bildirmiştir:

BAB-I ALİ DAHİLİYE NEZARETİ
Şifre Kalemi
Çıkış Yeri: Samsun
Tarihi: 22/5/1919

Şifre Telgraf
SADARET YÜKSEK MAKAMINA

Canik sancağındaki eşkiyalıkla asayişsizliğin sebep ve failleri ve bunun meydana getirdiği bugünkü durumu burada yapmakta olduğum incelemelere dayanarak kısaca aşağıda arz ediyorum.

Seferberliğin başlangıcında liva dahilinde özellikle asker kaçaklarından ve İslam, Rum, Ermeni gibi unsurlardan ayrı ayrı oluşan bir takım çeteler, adi hırsızlıkla, ara sıra da öldürmelerle meşgul olmuşlar, Rum ve Ermeni sürgünü esnasında bu unsurlardan ortaya çıkan bazı çeteler ise siyasi bir kimlik kazanmıştır. Rusların istilası başlayınca, memleket içinde karışıklık meydana getirmek için bunlar, Ruslar tarafından da teşvik ve denizden de desteklenmişlerdir. Bu kısım çetelerin eşkiyalıkları siyasi olmakla beraber, bölgedeki takibat karşısında memleketi tehlikeye atacak bir duruma düşürememiştir.

Rusların yenilgisinden ateşkese varıncaya kadar olaylar ve eşkiyalık devam etmiştir. İslam çetelerinin teşekkülünde ise hiçbir zaman siyasi bir amaç belirmemiştir. Ateşkesten sonra, Devletçe iki defa ilan edilmiş olan aftan birçok İslam asker kaçağı ve bir kısım İslam eşkiyası yararlandığı gibi Rum eşkiyasından da isimleri bilinen yirmi kadar şahıs teslim olmuştur. Bugün liva dahilinde Ünye çevresindeki bir iki Ermeni çetesinden başka Ermeni çeteleri yok denecek kadar az ve faaliyetleri hissedilmeyecek derecede etkisizdir. Ateşkesten sonra bütün Rumlar, Yunanlılık milli emelleri ile her tarafta şımardıkları gibi, bu bölgede de Pont (Pontus) hükümetinin kurulması gibi bir safsata etrafında toplanmış ve bütün Rum çeteleri düzenli bir program altında tamamen siyasi bir kimlik kazanmışlardır. Liva’nın bütün Rumları, çeteleriyle beraber siyasi maksatla Samsun’daki Rum Komitesi ve özellikle Rum Metropoliti Yermanos tarafından idare edilmekte olduğu kesindir. Bu husus, bizzat görüştüğüm Fransız Jandarma Subayı Mösyö Favro tarafından da farkında olmadan ifade edilmiştir. Mösyö Favro, Metropolit tarafından İstanbul’da Fransız temsilcilerine gönderilen ve İslamların Hristiyanlara tecavüzünü gösteren yüz kadar mübalağalı olayı sayan bir raporu bendenize gönderdi. Bu rapor, Osmanlı Jandarma Müfettişi Miralay Felon tarafından anlatılanların belgelendirilmesi için Favro’ya gönderilmiştir.

Şu son zamanlarda Samsun ve çevresindeki Rumluk nüfusunu arttırmak için Rusya’da ne kadar Rum var ise göçe zorlanırken, bir kısım çeteler de gizlice deniz vasıtalarıyla bazı sahil bölgelerine çıkarılmış ve içeridekiler kuvvetlendirilmiştir. İç güvenliğin sağlanması için gerekli olan kuvvetin miktarı düşünülmeden, asker terhis edildiğinden takip kuvvetleri azalmış olduğu gibi, Jandarma kuvveti esasen yok denecek kadar az olduğundan Rum eşkiyalarının meydan bulmasına sebep olmuştur. Bugün Samsun kazasında otuz üç, Çarşamba kazasında iki, Bafra kazasında üç olmak üzere toplam olarak başkalarının isimleri ve faaliyet bölgeleri tespit edilmiş kırk kadar Rum çetesi vardır. Bunların siyasi maksatlarla giriştikleri çılgınca tecavüz ve saldırılara hedef olan İslam halkı, mahalli idare tarafından korunamadığından dolayı, olağanüstü telaş ve heyecana kapılarak Liva dahilinde kalan bazı İslam çetelerinden can ve mallarının korunması için yardım istemeye hatta fidye karşılığında bazı Laz çetelerini Trabzon tarafından getirerek, mal ve ırzlarını korumak zorunda kalmışlardır. Sonunda da bugünkü durum meydana gelmiştir. Rum çeteleri, İslam halkını tehdit altına almış ve ortadan kaldırmaya girişmiştir. Buna karşılık, İslam çeteleriyle, adeta bazı köyler, İslam bölgelerinde savunma durumu almışlardır.

Bundan başka, Hükümetçe takip edilmekte olan sürgün işlerindeki ilgilerinden dolayı korkan bazı şahıslar ile bir jandarma subayı da kaçarak kendisine yardakçılık etmiştir. Ayrıca, Rum eşkiyasının İslam halkına azgın bir şekilde saldırılarından etkilenerek, üzüntüye kapılan bir Nizamiye subayı da kendisine göre, asker kaçaklarından ve halktan yardakçı bularak çete teşkil etmiş bulunuyor ki toplam olarak altısı Samsun kazasında olmak üzere on üç İslam çetesi de faaliyet halindedir. Fakat bunlar, düzenli bir programa tabi olmayarak, gerek İslam, gerekse de Hristiyanlar aleyhinde bazen hırsızlık, bazen de eşkiyalık ve saldırganlıkla uğraşmaktadırlar. Büyük kısmı ise İslam köylerini Rum çetelerinin saldırılarından korumak ve müdafaa etmek gibi bir amaca hizmet etmektedir. İşte incelemelerim ve aciz kanaatime göre, durumun gerçek şekli budur.

Kasabanın merkezinde nüfusun çoğunluğuna sahip olan Rumluk, tamamiyle Hükümete karşı soğuk ve ilgisizdir. Liva dahilinde ezici bir çoğunluğu teşkil eden İslamlık da ürkek bir vaziyette, mal ve geleceklerinin hukukundan, kötü olaylar karşısında kalmaktan endişe duyuyorlar. Buraya geldiğimi haber alan köylüler, bizzat gözyaşları içinde başvurarak durumlarını arzetmekte ve bunlardan bazıları kendilerine saldıran Rum eşkiya reislerinin isimlerini söylemekten kaçınmaktadırlar. Bu durumun gerektirdiği mümkün olan bütün tedbirler başvurulmuştur. Sonuçları zaman zaman bildireceğim. Arz olunur.

Sadaret Yüksek Makamına ve Genelkurmay Başkanlığına sunulmuştur.

22 Mayıs 1919

Dokuzuncu Ordu Birlikleri Müfettişi
Padişahın Fahri Yaveri
Tuğgeneral
Mustafa Kemal


Kaynakça:
Atatürk İle İlgili Arşiv Belgeleri (Ankara: T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, 1982) s.30-32

Yorum Yapın

Your email address will not be published.