Atatürk’e Verilen Yetkiler Hakkında

1921 yılında, Yunan kuvvetlerine karşı Türk ordusu geri çekilmeye başlamıştı. Kütahya, Eskişehir ve Afyon kaybedilmişti.

Ülkenin içinde bulunduğu bu durum sebebiyle mecliste düşmanları Mustafa Kemal’e hesap sormak istiyorlardı. Bu yüzden ordunun başına geçmesi gündeme geldi. Mustafa Kemal düşmanlarının onun ordunun başına geçmesini istemesinin sebebi; ordunun yenileceğini düşünmeleri ve bu felaketin sebebi olarak da Mustafa Kemal’i sorumlu tutmak istemeleriydi.

Mustafa Kemal 4 Ağustos 1921’de meclise önerge vererek başkomutan olmayı kabul edeceğini bildirdi. Ayrıca savaş döneminde kararların hızlı bir şekilde alınıp uygulanması için meclisin yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin de kendisine verilmesini istedi. Bu kararın milli egemenliğe ters düşeceğini savunanlara cevaben de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bir önerge verdi.

Mustafa Kemal Paşa’nın, TBMM Başkanlığı’na Başkomutanlık Yasası ile ilgili verdiği önerge;

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na,

Meclis yüce üyelerinin, umumi surette beliren arzu ve istekleri üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu vazifeyi şahsen üzerime almaktan doğacak faydayı süratle elde edebilmek için ve ordunun maddi ve manevi kuvvetini azami süratle çoğaltmak, tamamlamak ve sevk-i idaresini bir kat daha pekiştirmek için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin haiz olduğu yetkiyi, fiilen kullanmak şartıyla üzerime alıyorum. Hayatım boyunca, milli hakimiyetin en sadık bir hadimi olduğumu milletin gözünde bir defa daha teyit için bu yetkinin, 3 ay gibi kısa bir süreyle kısıtlanmasını ayrıca teklif ederim.

4 Ağustos 1921
Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi
Mustafa Kemal

Mustafa Kemal bu yetkileri; asker toplamak, kaçakçılığı önlemek, ordu ihtiyaçlarını temin etmek ve ayaklanmalara fırsat vermemek için İstiklal Mahkemeleri’ni kurmak için kullanmıştır. Sonunda Sakarya Meydan Muharebesi’nde düşman yenilmiş, Türkiye Cumhuriyeti için sağlam temeller atılmıştır.


Kaynakça;
Abdullah Özkan, Atatürk’le Cumhuriyet Yolunda Kurtuluş, s.224
Falih Rıfkı Atay, Çankaya, s.338

Yorum Yapın

Your email address will not be published.