Atatürk Tavana Ateş Etmemi Söyledi!

Dünyanın ilk kadın savaş pilotu ve Atatürk’ün manevi kızı olan Sabiha Gökçen, 1980 yılında TRT’nin “Atatürk’ten Anılar” programına konuk olur. Nazmi Kal ile yaptığı söyleşide Gökçen, çok değerli anılar aktarır. Bunlardan birisi de Hatay meselesi ile ilgilidir.

1937 yılında Fransa’nın Hatay’ı Suriye’ye bırakma düşüncesi haberleri yayılmaya başlayınca Atatürk, diplomatların beraberindeki Fransız Büyükelçi M. Ponceau’ya Ankara’nın ünlü restoranı Karpiç’te büyük bir gözdağı verir. Fransa’nın Türkiye’nin kararlılığını anladığı bu olayı Sabiha Gökçen şöyle anlatır;

“Hatay meselesi mevzu bahisti biliyorsunuz o tarihte. Bir akşam sofrada otururken Atatürk bana dedi ki:

– Çık yukarıya odana, üniformanı giyin ve yanına tabancanı alıp gel.

Ben çıktım yukarıya, üniformamı giydim, tabancamı cebime koydum geldim. Yanına bir sandalye koydurmuş, oraya onun yanına oturdum. Bana gayet yavaşça:

– Şimdi Karpiç’e gideceğiz. Karpiç’te bir arkadaş çıkıp bir konuşma yapacak. O konuşmayı müteakıp sen çıkacaksın ve şöyle söyleyeceksin; “Evet, sayın konuşmacı (ismini söylemiyor; kim olduğunu göreceksin dedi) böyle konuştu, bunu böyle tavsiye ediyor ama biz gençler bu işin daha çabuk halledilmesini istiyoruz. Eğer bizi dinlemeyip daha da gevşek hareket edecek olursanız biz bu şekilde de hareket etmesini biliriz!” diyeceksin ve çıkarıp tabancanı tavana ateş edeceksin! dedi.

Çünkü o tarihlerde biraz daha gevşek gidiyordu ve Atatürk bu Hatay konusunun bir an evvel halledilmesini istiyordu. Karpiç’te Fransız sefiri varmış; M. Ponceau, ve zaten bunun için Karpiç’e gidiliyormuş! Saat gece 12 suları…

Ve ben hakikaten, baktım konuşmacı çıktı, (general) Kazım Sevüktekin Paşa imiş. O gayet itidalli ve yavaş hareketlerden bahsediyordu. Ben de kendisine az önce söylediğim gibi cevap verdim ve tabancamı çıkarıp üç el ateş ettim. Hemen polisler geldi. Atatürk bana demişti ki:

– Yalnız sen ateş ettiğin zaman gelirler, seni alırlar, götürürler, hapsolursun; ben bunlara karışmayacağım! Razı mısın buna?

“Tabii, razıyım ben” dedim. Atatürk emrediyor, tabii yapacağım!

(Nazmi Kal araya giriyor)

– Ölebilirsiniz dedi yani?

– Tabii ölebilirim, hiç düşünmezdim. Ve onun arzu ettiği şekilde hareket ettim. Hakikaten biraz sonra polisler geldi, beni ortada gördüler elimde tabancayla, durdular! Tanıyorlar beni, Atatürk orada. Atatürk;

“Ne duruyorsunuz? Ne yapmak lazımsa alın götürün, bu hareketin cezası neyse verilsin!” dedi. Polisler evvela tabancamı aldılar elimden ve ondan sonra beni adliye sarayına götürdüler. Adliye sarayında o tarihte vekil Saffet Arıkan’dı. O geldi, birçok sualler sordu, “Neden bunu yaptın?” dedi.

“Milli hislerim ayaklandı, bu sebeple yaptım.” diyince “Bu hafifletici bir sebeptir” gerekçesiyle 24 saatlik bir hapis cezası aldım.”

Programın tamamını buradan izleyebilirsiniz; Atatürk’ten Anılar

Yorum Yapın

Your email address will not be published.